Ana Sayfa
Ana Sayfa
Hacerü'l Es'ad (Esved) Hakkında Bilgi Verir misiniz?
Fethullah Gülen   
16.05.2006

Saâdetli bir taştır. Cenâb-ı Hakk'ın her işinde bir hikmeti vardır. Kâbe bir binadır ve biz namazda o tarafa doğru döneriz. Fakat esas bizim dönüşümüz "Eyne mâ tüvellû fesemme vechullâh" âyetiyle de anlatıldığı gibi, Allah'adır. Yani biz Cenâb-ı Hakk'ın marziyatına teveccüh etmiş oluruz.

Devamını oku...
 
Hayat ve Gençlik Hevesatı Cihetinden Gelen Tehlikelerden Nasıl Korunabiliriz?
Fethullah Gülen   
16.05.2006

Günümüz insanının en büyük dertlerinden biri: Hayatın içindeyiz ve çoklarımız itibâriyle gençliğin baskısı altında kalıyoruz. Hevesât, ulvî duygularımızı te'sir altına almış durumda. Ve bugün yüce hakikatları, Allah Rasulünün istediği keyfiyette temsîl etme cidden zor görünüyor. Şu kadar var ki, böyle tehlikeli bir hatta kavga vermenin de kendine göre avantajları var. Evet mârûz kalınan zor şartlar nispetinde bir de bu işin mükâfat yönü mevcuttur.

Devamını oku...
 
Hizmetten İnhiraf Eden ve Soğuk Davranan Kardeşlerimize Karşı Hareket ve Tavırımız
Fethullah Gülen   
16.05.2006

Hizmetten İnhiraf Eden ve Hizmete Karşı Soğuk Davranan Kardeşlerimize Karşı Bizim Hareket ve Tavırlarımız Nasıl Olmalıdır?

Devamını oku...
 
Hz. Hasan, Hz. Muaviye Varken, Ömer bin Abdülaziz'in Beşinci Halife Sayılmasının Hikmeti Nedir?
Fethullah Gülen   
16.05.2006

Bu meseleyi zannediyorum, şimdiye kadar, kelâmcılar dahi mevzu etmemişlerdir. Ama, kafaya takılan bir soru olması itibariyle arz etmeye çalışayım. Raşid halifeler efendilerimiz dört tanedir. Bu hususta herkes ittifak halindedir: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (ra). Bunlar, Efendimizin (sav) en eşref en ecmel, en ekmel, en ekber halifeleridir. Raşit Halifelerden sonra idare, Beni-Umeyye'nin eline geçti ve az sonra da, büyük ölçüde, Müslümanlar arasında safvet ve samimiyetle beraber, hilafet ruhu da sarsıldı. Devlet, kısmen saltanata dönüştü; sarayları lüks ve debdebe sardı. Vasat, zayıf ruhlarda, zaafların ortaya çıkmasına müsait hale geldi. Bununla beraber Emeviler bütün bütün boş ve yoz kimseler değildi. İçlerinde Kitaba ve sünnete vukufu olan pek çok büyük insan vardı. Ama, aile olarak artık bozulmaya yüz tutmuştu. Derken böyle bir aile içinde, yani diken tarlasına benzer bir yerde, Ömer bin Abdülaziz gibi Raşit halifelerle at başı gidecek nadideler nadidesi bir gül yetişti. Ömer'i zirvelere ulaştıran hususların başında, O'nun bir hamlede cismani arzuları aşarak, bedenin yerine ruhu, nefsin yerine gönlü yerleştirip her işinde Resûlûllah'ın yolunu ve Allah'ın rızasını araştırması gelir. Bu mesele çok kolay değildi, hele O'nun için asla. Zira O, sarayda, debdebe ve ihtişam içinde yaşıyor, her gün ava çıkıyor, sahip olduğu bol imkânlarla, meşru dairede de olsa yiyor, içiyor ve zevk ediyor... Asr-ı saadet insanından -takriben- yüz sene uzaklaşmış, ondan uzaklaşmakla, kendilerini var eden dinamiklerden de uzaklaşmış bir toplum, bir aile içinde ve sarayın olanca imkânlarına sahip birisinin başka türlü olması da çok zordu. Tam bu esnada amcası Süleyman vefat ederken oğlunu, tâvsiye edeceğine, bazılarının ısrariyle, ana tarafından Hz. Ömer Efendimizin torunu olan yeğeni Ömer bin Abdülaziz'i tavsiye etmişti. Halk da kabullenip, biatta bulunmuşlardı. Kendisine hilafet vazifesi tevdi edildiği gün, hemen birdenbire kendine gelip ruhuna dönen Ömer, tepeden tırnağa değişivermişti. Artık bu Ömer o eski Ömer değildi. Ömer, o günden itibaren yeniden ilk halifeler dönemini ihyaya çalışır. Fenalıklarla yaka-paça olur. İyiliklere doğru yollar vurur; hayra, hasenâta giden yollan kolaylaştırır. Haksızlıktan önler, zulme karşı ilân-ı harp eder. Hanımının boynundaki gerdanlık için, ganimetten gelmiştir mülahazasıyla "bana yaraşmaz" der, devlet hazinesine gönderir. Şüphelendiği şahsî servetini "beyt-ül mal"a devreder, bir eski hırka sırtına geçirir ve devletin başına geçer...

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 57 - 70 Toplam: 127