Günümüzde, Allah rızasını kazanma, dini i'lâ etme, milletimizi yüceltme yolunda sürdürülen bütün faaliyetlerin herkes tarafından takdir edilmesi gerekir. Toplumun hangi alanına yönelik olursa olsun yapılan, yapılacak olan her türlü hizmet, Allah'ın rızası olarak belirlenen hedefe, mü'minleri bir adım daha yaklaştırıyorsa, bunda kıskançlığın, kinin, hasedin olmaması gerektiği kanaatindeyim. Meselâ; çeşitli yerlerde açılan ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim müesseseleri -inşâal-lah- birçok insanın, İslâmî duygu ve düşünceyle tanışmasına vesile olacaktır. Ve bu günümüzün insanının ıslahı adına çok önemli bir adımdır. Bu vesileyle cami cemaatinin, imamın, vaizin, müftünün, imam-hatip ve ilahiyatın dışında, kadimden bu yana devam edegelen önemli bir vazifeyi üstlenip eda edecek aydın bir zümre yetişecek ve bunlar dinimizin dünya çapında bir kez daha şehbal açmasına vesile olacaklardır. Şimdi böyle bir kadronun yetişmesine kimsenin itirazı olmayacağı gibi, kimsenin kıskançlık izharında bulunması da doğru değildir. Yalnız bu işlerin içinde bulunan insanların da aşağıdaki hususlara dikkat etmeleri gerekir:
1- Sair hizmet metotlarını kabullenip, o yolda yürüyen insanların rahatsızlık duymalarına, tahrik olmalarına sebebiyet verilmemeli, onları rahatsız edecek her şeyden kaçınılmalıdır. Zira bizim onları hasede, kine sevk ederek günaha sokmaya hakkımız yoktur.
2- Hakkımızda yapılan suçlamalara, makul ve mülayim cevaplar verilmelidir. Meselâ; 'Yurt, okul, kurs vs. şeklinde hizmet kompleksleri açıyor, buralarda milletin parasını israf ölçüsünde harcamalara giriyorsunuz. Dev spor salonları, yüzme havuzları.. yapıyorsunuz. Bunlar caiz mi?..' türünden yapılan itirazlara, 'Siz de günübirlik meselelerde boğulup gidiyorsunuz. Cihanın bunlarla sulha ulaştığı ne zaman görülmüş?.' şeklinde karşılık vermeniz kat'iyen doğru değildir. Bunun aksine, daha mülayim bir tavır içinde; 'Böyle olmanın bir kısım yararları var. Bizim aklımız ermeyebilir ama, bazı insanlar böyle uygun görmekte ve cihan bunu tasvip etmekte..' şeklinde bir cevap vermemiz onları yumuşatacak ve belli ölçüde onların beşerî vahşetlerini izale ile olumsuz yönlerini nötr edecektir.
Bütün bunlar bir tarafa, insanımızın hak yol, doğru metot kabul ederek bu çizgide sergiledikleri fedakârlıklar doğrusu bizleri hayrete düşürmektedir. Eğer başkaları gurur ve benlikten kaynaklanan bir anlayışla 'Bizim yapamadığımız şeyi başkaları nasıl yapar?' mülâhazasıyla böyle davranıyorlarsa, doğru yolda yanlışlıklar yapılıyor demektir.
Unutmayalım ki, toplumsal uzlaşma asgarî müştereklerin tespitiyle mümkün olur. Aynı cephede, fakat farklı kulvarlarda bulunan insanların kendi meşreplerinin muhabbeti ile yaşayıp yol almaları normaldir. Başka kulvarlarda koşanlara çamur atmakla hedefe varılmadığı ve varılamayacağı da ortadadır.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin