Büyüklük

Dua ve İbadet İştiyakı

Sahabe mesleği denilen yolda bulunanlar genellikle manevî terakkîlerinden haberdar olmuyorlar. Ancak bazıları zamanla ibadet ü tâate fevkalade bir iştiyak duyuyorlar. Adeta kendilerini ibadete, tesbihata, evrâd ü ezkâra sevk eden, zorlayan bir şey oluyor. Bunun izahı nedir?

O hal, devamlı ibadet eden bir insanda, ibadetin zamanla fıtratın bir yanı haline gelmesinden dolayı olabileceği gibi, Cenâbı Hakk'ın bilemediğimiz bir sırla ibadet ü taate iştiyak (arzu) uyarması şeklinde de olabilir. Her iki durumda da bu iştiyak Allah'ın bir lütfudur. İbadet etmek bir lütuf; ibadete karşı içte hissedilen arzu ve alaka da o lütfun üzerine ayrı bir lütuftur. Cenâbı Allah bazen bir kula bu duyguyu lûtfeder; o da ibabetleri tabiî ihtiyaçları, âdetleri gibi görür. Bu, o insanın iyi ve güzel hallerinin iştiyaka dönüşmesi demektir. Bu iştiyakla, "Ne kadar yapsam az" der.

Ne kadar ibadet yaparsa yapsın, ne kadar evrâd u ezkârda bulunursa bulunsun "Lâ uhsî senâen aleyk, ente kemâ esneyte alâ nefsike Senin zatını senâ ettiğin (övdüğün, methettiğin) ölçüde Seni senâ etmeye gücüm yetmez." felsefesine bağlı vazifesini eda edemediği, iyi bir kul olamadığı gibi bir duygu içinde varsa, yani yaptığı her şeyi azımsıyorsa bu kişi Allah'ın epey bir lütfuna mazhar demektir. Mesela; günde bin tane salât u selam okur da sonunda der ki: "Ya Resûlallah! Senin kadr u kıymetine göre salat ü selam okuyamadım." İnsan, günde bin defa, mesela Peygamber Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mekke'nin Fethi sırasında söylediği, "Allahü ekberu kebîrâ, velhamdülillahi kesîrâ, ve sübhanallahi bükraten ve asîla. Lâ ilâhe illallahü vahdeh. Eazze cündeh. Ve nasara abdeh. Ve hezeme'l ahzâbe vahdeh. Lâ şerîke leh=Allah en büyüktür; O'na çokca hamdolsun; sabahakşam Allah'ı noksanlıklardan tenzih ederim. Allah'tan başka ilah yoktur, sadece O vardır. Ordusunu aziz etti. Kuluna yardım etti. Düşmanlarını tek başına mağlup etti. O yegâne ilahtır, O'nun ortağı yoktur." sözlerini tekrar ediyorsa.. sonunda da "Bu olmadı. Rabb'im karşısında bununla yetinmem çok küçük kalır, çok ayıp olur. Lâ uhsî senâen aleyk, ente kemâ esneyte alâ nefsike" diye gönlünden söyleyebiliyorsa bu bir mazhariyettir.

Yaptığı ile iktifa eden mümindir, inanıyordur, ibadet ü taatındadır; ama bu ölçüde mazhariyete ulaşamamış demektir. Yani, günde bin rekat namaz kılsa da "Hayır, Rabb'ime karşı borcumu kat'iyen ödeyemedim." demek "O'na karşı şükran borcumu eda edemedim." mülahazasına girmek mevhibe üstü bir mevhibedir. Onun için mükemmelini anlatma sadedinde hadis olarak da rivayet edilir "Mâ arafnâke hakka marifetike Ya Ma'rûf Ey bütün mahlukat tarafından bilinen Rabb'im, Seni bilinmesi gereken ölçüde bilip tanıyamadık.", "Mâ abednâke hakka ibadetike Ya Ma'bûdEy yalnızca kendisine ibadet edilen Allah'ım, Sana hakkıyla kulluk edemedik.", "Mâ şekernâke hakka şükrike Ya MeşkûrEy her dilde meşkûr olan Rabb'im, Sana gereğince şükredemedik.", "Ma zekernâke hakka zikrike Ya MezkûrEy yerdegökte her varlık tarafından adı anılan Allah'ım, şanına layık zikri yapamadık."… sözleri, vicdanın kriterlerine ve kadirşinaslığına göre "Tam eda edemedik." şuurunu anlatır.

İmanın kalbte sebat bulması çok önemli olduğu için ben dua ederken mütemâdiyen (sürekli olarak) "Allahümme yâ mukallibe'lkulûb, sebbit kulûbenâ alâ dînikEy kalbleri evirip çeviren Allah'ım! Kalblerimizi dininde sabitleyip perçinle." diyorum. Gerçi Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bunu genelde nefsi mütekellim (birinci tekil şahıs) sigası ile demiş: "Allahümme ya mukallibe'lkulûb, sebbit kalbî ala dînike". Bir yerde "kulûbenâ" şekli gözüme ilişmişti; ama meşhur olan ikinci söylediğim şeklidir. Başka bir dua da, "Allahümme ya musarrife'lkulûb, sarrif kulûbenâ ila tâatik Ey kalbleri evirip çeviren, kalblerimizi ibadet ü tâat sevdasına çevir!" diyorum. Buna ilaveler yapabilirsiniz: "İla mâ tuhibbü ve terdâ. Lâsiyyema ilel ihlâsKalblerimizi sevip razı olduğun işlere, hususiyle de ihlâsa yönelt." diyebilirsiniz. "İle'lîmâni'lkâmil ve'lyakîni'letemkamil iman ve mükemmel yakîne yönelt." diyebilirsiniz. "İle'lhilmi ve'lenâtyumuşak huyluluk ve düşünerek, temkinli davranmaya yönelt." diyebilirsiniz. Bunlar istenir Allah'tan. Fiille de ısrar edilirse Cenâbı Hak her şeye rağmen, cismaniyete ve bedene rağmen ibadete aşk u iştiyak verir. O hale gelir ki insan, santim eksik yapsa çok ızdırap duyar ve yaptığı her şeyi az görür, küçük kabul eder.

Evet, elinden geldiğince O'na karşı kulluğunu ifade edeceksin; ama sonunda "diyemedim" diyeceksin; "Söyleyemedim, edemedim, yapamadım… Nerede Rabb'imin sonsuz lütufları, nerede O'na tam şükürle mukabele!.." Bize, bunları söyleme, bu istikametteki istekleri ortaya koyma düşer.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!