Amelî hayatımızda önemli olan her işi Allah görüyor gibi ve hiç ara vermeden kusursuz ve arızasız yapmadır. İman işin nazarî yanıdır ve nazarî iman insanı bir yere kadar götürür. Bir insan kırk sabah namazını cemaatle kılarsa Allahın onun kalbinde bir çerağ tutuşturacağını söyler tasavvuf erbabı. Ama bu neticeyi elde etmek nazarî imanla değil amelî imanla olur. Daha da önemlisi o amelî imanın "Allah görüyor" mülahazasına bağlı olarak yerine getirilmesiyle olur.
Allah’a yönelmenin, yönelebilmenin, daimî huzurda olduğunu hissetmenin elbette çeşitleri ve dereceleri vardır. Bunların en büyüğü sebepleri hiç nazara almadan sebepler üstü bir teveccühle Allah’a yönelebilmektir. Bizler o ufka ulaşabilmenin sırlı anahtarını ne yapıp edip elde etmeliyiz, onu elde edebilmek için de ısrarlı olmalıyız. Bunun en kestirme yollarından biri namazlarımızı tadil-i erkanla, hakkını vererek kılmak ve arkasından kamil manada tesbihatımızı yapıp elleri Rabb’e kaldırmaktır.
Yalnız burada niyetin çok önemli bir yeri vardır. Spor yapma amacıyla kılınan namazda "spor yapma" bir niyettir ama bu niyet namazı namaz olmaktan çıkarır, niyetteki gibi gerçekten spor yapar. Kahraman desinler, beni görsün ve alkışlasınlar diye yapılan amellerde bunlar niyettir ama insan böyle bir niyetle cehenneme yuvarlanır. Gördüğünüz gibi kendini bir hiç bilme, sıfırlayabilme, her şeyi O’na verme sürekli mücadele istiyor. Evet, O’nun lütufları sağnak sağnak üzerimize yağıyor. Önemli olan bu lütuf ve ihsanları âriye görmek, emanetçi olduğunun şuurunda bulunabilmek ve her şeyi asıl sahibine verebilmektir.
Ayrıca, O’nun vaz’ ettiği kurallara bağlılık ve teslimiyetin ayrı bir yeri vardır. Bir insan çok koşturur ve çok yorulur ama O’nun için değilse, O’nun koyduğu sınırlar içinde değilse, bütün koşuşturmalar ve uykusuz kalmalar bir yorgunluktan ibaret kalır. Her şeyi en iyi Yaratan bilir. Yaratanın emirlerine riayet etmeli ki bir yere varılabilsin.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin